Bir şey yapacağın zaman, önce "Bu iş Allah rızâsına uygun mudur değil midir?" diye düşün. Düşündükden sonra da, yapacağın işde Allah rızâsı varsa o işi işle, Allah rızâsı yoksa o işi terk et.Efendi Hazretlerinin takvâ yolunu tutmak isteyenler için verdiği bu şaşmaz ölçü, Kur`ân-ı Kerîm'den istinbât edilmişdir. Sûre-i Rahmân'daki "وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân" âyet-i kerîmesi ile Sûre-i Nâziât'daki "وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى Ve emmâ men hâfe makâme rabbihî ve nehen nefse 'anil hevâ" âyet-i kerîmeleri işte bu ölçüyü beyân eder. Her iki âyet-i kerîmede de "وَلِمَنْ خَافَ رَبِّهِ Rabbinden korkan" denilmeyip "وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ Rabbinin makâmından korkan" denilmesinde de nice hikmetler vardır. Bunlardan birkaçını yazalım :
1. Avâmın korkusu, âhiretde hesâba çekilmek ve o hesâbı veremeyip cehenneme düşmekdir. Bu zümre için "Rabbin makâmı" bununla tefsîr olunur. Bu zümre için "Rabb" yani bu zümreyi hizâya getiren, terbiye eden, Allah'ın azâbıdır.
2. Havâss tabakası, Allah'ın kendisini dâimâ gördüğünü, kalbinden geçenleri dahî bildiğini bilir ve kötü bir işe teşebbüs etmez. Bu zümre için "makâm" işte bu ihsân makâmıdır. Bu zümre için "Rabb" yani bunları terbiye ederek bu hâle koyan, Allah'ın hoşnudluğudur.
3. Hâssü'l havâss olan büyük velîler ise ünsiyyet makâmında olduklarından bütün korkuları bu makâmı kaybetme korkusudur. Yani bu zümre için "Rabbinin makâmından korkmak" Allah ile ünsiyyeti kaybetme korkusudur. Bu zümre için "Rabb", yani bunları bu korkuyla yaşatan, aşkullahdır.
Fetvâ tarafını değil, takvâ tarafını tut!
Hazret-i Aşkî

Takva Allah'imizin bizi daima gordugunu bilip korkmamiz ise kisinin Allah'imizin bizi gordugunu hatirladiginda duydugu guven ve rahatlik genislik bazen endisesiz tatli bir urperti hissi simariklik ya da ona benzer ham bir hal mi? Boyle ise onerebileceginiz tavsiye lutfen : ) sizi cok seviyoruzz......
YanıtlaSilKul için iki hal vardır. Havf ve reca. Havf celal, reca da cemal tecellisinin eseridir. İnsan bazen birinin bazen diğerinin tesiri altındadır. Bize düşen bu iki hal arasında olmakdır. Ne tam manasıyla güven içinde olmalı, ne de rahmetden ümidi kesmeliyiz. Akıbetinden endişe etmeyenlerin akıbetinden endişe edilir. Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden ümidini kesenler de rahmet-i ilahîden mahrum kalırlar. Demek ki yerine göre gülmek yerine göre ağlamak lazımdır. Bayram günü ağlayıp, matem günü gülmek olmaz.
YanıtlaSilAllah razı olsun, çok teşekkürler.
YanıtlaSil