Bunu niçin anlattım biliyor musunuz? Fakîrin başına gelen bu hâdise, tam da mürşid ile sâlik arasında olan bitenlerin meseledir de ondan. Şöyle ki :
- Sâlik tıpkı gideceği yolu bilmeyen bir kimsenin o yolu gâyet iyi bilen birisinden yardım istemesi gibi Allah yolunda kendisine rehber olacak kâmil bir mürşide mürâcaat eder.
- Mürşid, tıpkı yol tarifi veren bir kimse gibi sâlike bir takım tavsiyelerde ve uyarılarda bulunur.
- Sâlik, mürşidin bu tavsiyelerine harfiyyen uyar, uyarılarına da dikkat ederse menzil-i maksûduna kolayca varır yani tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalb ederek Hakk'a vuslat bulur.
- Sâlik, yolları gâyet iyi bilen bir rehber misâli, kâmil bir mürşidi kendisine rehber edindiği halde onun sözünü dinlemez, uyarılarını hafife alırsa hedefine varamaz, kaybolur gider.
- Sâlikin gördüğü rüyâlar, yolda görülen binâlar, ağaçlar, tabelalar gibidir. Mürşid bu rüyâlara bakarak sâlikin doğru yolda olup olmadığını, kendisine verilen vazîfeleri hakkıyla yapıp yapmadığını anlar.
- Yol tarifi alan kişinin, işi garantiye almak için telefonu kapatmayıp varacağı yere varıncaya kadar hep kendisine yolu tarif eden kişiyle irtibât hâlinde olması, sâlikin mürşidyle irtibâtı hiç kesmemesi gerektiğine, keserse yolda kalabileceğine ya da kaybolabileceğine işâretdir.
Canla başı teslîm eden hürmet ile tekrîm eden
Hakk'ı bulur ta’zîm eden ismin a'zamıdır mürşid
Efendim, bize bu yolu kim tarif eder ki? Yardım istesek..
YanıtlaSilYolun sahibi Allah. Siz Allah'a hulûs-i kalb ile iltica ederseniz, size yolunu gösterecek kişiyi gönderecekdir.
Silİnşallah efendim, teşekkürler cevap ve paylaşımlarınız için .
Sil