Körden murâd, elbette baş gözleri görmeyenler demek değildir, kalb gözleri kör olanları kasdediyoruz. Zîrâ Allahu Teâlâ bir kulunu dalâlete iletirse, o kul bakar ama göremez, işitir ama duyamaz, duysa da anlayamaz. Kalblerinde böylesine bir hastalık bulunanların bu marazlarını arttırır ve bu gibileri elîm bir azâba koyar. Bunlar, yarasalar gibi nûra sırt çevirirler, gerçeklerden kaçarlar, hakkı ve hakîkati yalanlarlar ve sonunda bu inkârları kendilerini, göremedikleri ve inanamadıkları ve hattâ ömür boyu yalanladıkları korkunç bir ateşe yuvarlar.
Bu bahtsız gâfiller, ne için yaratıldıklarını, bu fânî âleme ne için gönderildiklerini, gelişlerindeki ve gidişlerindeki sırrı ve hikmeti hiç düşünemezler, kendilerini kimin yarattığını, ne için yarattığını da bir türlü idrâk edemezler, yaradanı bilemedikleri ve bulamadıkları için de ona kulluk etmeği, îmâna ve islâma gelmeği, ibâdet ve tâ'atde bulunmağı akıllarına bile getiremezler. Öylesine âciz ve zavallıdırlar ki, bu fânî âleme yalnız yemek, içmek ve cinsî münâsebetde bulunmak gibi şehevî arzularını tatmîn için gönderildiklerini sanırlar ve bu yönden hayvandan hiç bir farkları kalmayacağını da idrâk edemezler.
Evet, onlar bu durum ve tutumlarıyla tıpkı dört ayaklı hayvanlar gibidirler ve hattâ bu vahşet ve dalâletleri, gaflet ve cehâletleri bakımından hayvanlardan da aşağı mevkidedirler. Onları cennet, cemâl, rıdvân, hûri ve gılmân ile müjdelemek de, ölüm, cehennem, azâb ve ıztırâb ile korkutmak da fayda vermez, çünkü îmân etmezler, edemezler. Hattâ cenneti gözleriyle görseler, cehennem azâbını bedenleriyle hissetseler bile yine de uyanamazlar, ayılamazlar ve anlayamazlar. Oysa cennetin de cehennemin de bu âlemde misâlleri mevcûddur. Nasıl anlayabilsinler ki,onların kendi varlıklarından dahi haberleri yokdur. Zîrâ Hakk'ı inkâr etmek, kendini inkar etmek demekdir.Kur`ân-ı Kerîm'de hak ve hakîkati inkâr edenler hep körlükle vasfedilmişdir. Körlükden murâdın kalb gözünün körlüğü olduğu da Sûre-i Hac'daki "فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّت۪ي فِي الصُّدُورِ" âyet-i kerîmesi ile beyân edilmişdir.
Efendi Hazretlerinin bu beyânâtı, Sûre-i A'râf'daki, "وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ" âyet-i kerîmesinin bir îzâhıdır ki "Hayvanlar Gibi Yaşayanlar ve Hayvanlardan Bile Beter Olanlar" başlıklı yazımızda da bu âyet-i kerîmeye değinmişdik.
Efendi Hazretlerinin en başdaki meşhûr sözü de, Kur`ân'-ı Kerîm'de iki yerde geçen "قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْأَعْمَىٰ وَالْبَصِيرُ" âyetinin vecîz bir meâlidir.
Bir göz Hakk'ı görmezse
Ona sakın yâr deme
Sana ibret vermezse
Benim gözüm var deme
Görenedir görene!
Köre nedir köre ne!

Sübhânallah!
YanıtlaSilBiraz önce başka bir sayfada,
"Allah bir kulunu severse, onu kendi tarafına çeker. Ona hakkı duyurur, gözüne ibret verir."
Hocamın bu sözünü okuyorum.
Bu sayfada da,bu sözün mana olarak tersi istikametinde ki bu sözü okuyorum.
"Allahu Teâlâ bir kulunu dalâlete iletirse, o kul bakar ama göremez, işitir ama duyamaz, duysa da anlayamaz."
Ve bu iki söz yine biraz önce başka sayfa da yazdığım Hocamın müthiş sözünü,hâk kelâmını getiriyor.
"Hakk,kula talip olmayınca,kul Hakk'a talip olamaz!"
Ne sırlar...Ne sırlar...
Tevhîdin,ma'nâsını da aşan ma'nâsı var...
YanıtlaSilBu sırlardan zerre nasîplenmeden ölmek kadar kötü bir şey yok...
Bu bir cehennem!
Zıddı ise...Zıddını tarif edecek kelâm olmaması bu sırrın bu dünyâdan gelmediğinin bürhânı....Görene!
Kulûbun mayası nûrdur âşık gerek görmeye
Çalındıysa gözüne kara ol nûrdan sana ışık yokdur
"Allâhummec‘al fî kalbî nûran ve fî basarî nuran ve fî sem‘î nûran ve an yemînî nûran ve an yesârî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve emâmî nûran ve halfî nûran vec‘allî nûrân"
Tevhîd sırrı...
YanıtlaSil"Kasdın ise Hâk nuru ola kalbe isâle
Her nakş-ı nukûlu edegör mahv u izâle"
Ne de güzel buldurdu kelâmı....
Nûr...
"La" deme bu tevhîde zulmetme câna
YanıtlaSilZâtını zikret Hakk'ın gönülde işrâk ede nûr
26 Cemaziyelevvel 1446
Allahûekber!
Sağımda Âşık...Solumda Âşık...
YanıtlaSilSır mı dedin...Tevhîd mi dedin...
Âşıklar konuşsun...Zaman-mekân aklı aşsın...
Yâ-Rabbel Âlemin!
"Sıfât-ı nûr-ı mutlakdan görünmüşdür bize ma'nâ
Bu tevhîdin sıfâtına cemâlinden verir Allah"
Allâhummec‘al fî kalbî nûran...
Yâ Hayy!
YanıtlaSilHayyu'l-Kayyûm Allah!
YanıtlaSil