İbâdet, Allah'ın râzı olduğu şeyleri yapmak, abdiyyet ise Allah'ın yapdığı şeylerden râzı olmakdır.
Evet, hepimiz şöyle yada böyle ibâdet ediyoruz Allah'a, eksiğimizle noksanımızla Allah'ın emirlerini yerine getirmeye, yasaklarından kaçınmaya çalışıyoruz. Ama acaba kaçımız abdiyyet yapıyoruz Allah'a, hangimiz rızâ gösteriyoruz onun takdîrine? İbâdet edenler arasıda abdiyyet mertebesine erişenler pek az. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kurân-ı Kerîminde, "وَقَل۪يلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ ve kalîlün min ibâdiye'ş-şekûr" buyurmuşdur. Yani nimetine şükreden, belâsına sabreden kulların pek az olduğunu beyân etmişdir.

Ne mutlu o kimseye ki,
YanıtlaSilBizim gibi o da tamamıyla Allah'a teslim olarak onun verdiği her şeye razı oldu. Böylece cefadan, gamdan gussadan, kurtuldu. Baştan başa neşe vefa oldu.
" Fuzfllî merhum bir beyitinde şöyle der:
"Bütün emelleri gönülden eylemiş ib'ad, Ne verseler ana şakir, ne kılsalar ana şad."
(Bütün istekleri gönlünden uzaklaştırmış, ona ne verseler şükrediyor, ne yapsalar şikayetı yok, memnun!)
HZ MEVLANA K.S.
Abdiyyet boğazına kadar gelen belânın,Hû diye ses çıkarmasıdır.Belki de...
YanıtlaSilGönül mülkünde sabr et, her belâ bir lütf-ı Rabbânî
Makâm-ı abdiyyet bul, dilde her dem zikr-i Hû olsun