Sayfalar

▼

17 Ekim 2026 Cumartesi

Ezbere Yaşayanlar

İnsanoğlunun en büyük zaaflarından biridir bu esbere yaşamak. Dünyâ kurulalı beri, insanların çoğu bu şekilde yaşamışdır. Neden? Çünkü düşünmek, tefekkür etmek, akletmek, öğrendiklerini duyduklarını tahkîk etmek zahmetli iş. Diğeri çok kolay. Sana söylenen masallara inanır, huzûr içinde yaşarsın. Peygamberlerin de halkı Hakk'a davet ederken en çok zorlandıkları husûs budur. Çünkü halk âdetlerine körün değneğine sarıldığı gibi sarılır, hattâ örfüne âdetine kudsiyyet atfeder, âdetâ dîn gibi kabûl eder. Onun için müşrikler Peygamberimize "Sen bizi atalarımızın dîninden döndürmeye çalışıyorsun, biz atalarımızın yolundan dönmeyiz" diyerek itiraz etmişlerdi. Onların dîn dediği aslında akla mantığa da aykırı olan bir takım saçma sapan âdetlerdi.

Cenâb-ı Hakk Kur`ân-ı Kerîminde "وَاِنْ تُطِعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ" buyuruyor. Manâsı şu : "Kalabalıklara tâbi olanlar, doğru yoldan çıkar, dalâlete düşer. Çünkü halkın ekseriyeti zanna uyarlar, yalan söylerler, saçma sapan işler yaparlar". Bu değişmez bir hakîkatdir. Dünyânın her yerinde her zaman bu böyle olmuşdur. İnsanların çoğu, ezbere yaşar, zanna göre hareket eder, modaya uyar, tefekkür etmez, doğruyu araştırmaz. Sele kapılan saman çöpü gibidirler. Sorarsan buna örf derler, âdet derler, yâhud biz büyüklerimizden böyle gördük derler. Bazısı da "Herkes böyle yapıyor" deyip kestirip atar. Hiç düşünmez yapdığı iş akla, mantığa uygun mu diye. Hiç düşünmez tuttuğu yol Allah'ın rızâsını uyuyor mu diye. Böyle olunca da saçma sapan işler yapar, dalâlete düşer, ne dünyâsına yarar yapdığı işler, ne âhiretine. Kısacası kendi eliyle kendini helâke atar.

Tabii âdetler, alışkanlıklar, modalar, trendler zaman zaman değişir, sâbit kalmaz. Meselâ eskiden çocuk doğduğunda bambaşka şeyler yapılırdı, şimdi baby shower yapılıyor. Sünnet düğünü çok sonradan ortaya çıkmış bir âdetdir, islâmda sünnet düğünü diye bir şey yokdur. Evlilik âdetleri de böyledir. Geline eskiden beşi bir yerde takılırdı, şimdi tek taş yüzük olmazsa olmaz. Gelinlik de gene dönem dönem değişiyor. Cenâze âdetleri de böyle. Giyim kuşam zâten malûm, zamanın modası neyse herkes ona göre giyiniyor. Bir zamanlar takım elbise giymek, gravat takmak şıklık, saygınlık alâmeti idi, şimdi kimsenin umurunda değil bunlar. 

Bir düşünün, sırf modaya yâhud ortama uymak adına yapdığınız işler, sizi ne kadar zarara sokuyor göreceksiniz. Böyle yaşamanın maddî manevî ne çok mahzûru olduğunu kendiniz de farkedeceksiniz. Siz siz olun, sakın ezbere iş yapmayın. Etraf ne der diye düşünmeyin. Her işi şaşmaz ölçülere vurun. Bu iş gerekli mi, faydalı mı, Allah'ın rızâsına uygun mu, bunlara bakın.

2 yorum:

  1. Çok kıymetli bir noktaya değinmişsiniz. Bu 'ezbere ve sorgulamadan yaşama' hâlinin en belirgin yansımalarından birini de günümüz güzellik anlayışında ve kozmetik sektöründe görüyoruz. Eskiden bu kadar katmanlı, envaiçeşit ürün var mıydı? Bugün ise küçük bir şehirde bile bir sürü kozmetik mağazası var. Üstelik 'temizlik' ve 'doğallık' kavramlarına vurgu yaparken, cildin nefes almasını, suyla buluşmasını engelleyen ürünleri sırf trendler veya öğretilmiş güzellik kalıpları uğruna hiç düşünmeden kullanabiliyoruz. 'Kendim için yapıyorum' söyleminin arkasına sığındığımızda bile şu soru akla geliyor: Gerçekten kendimiz için mi, yoksa farkında olmadan suni bir beklentiyi karşılamak için mi? Sırf olduğu haliyle kendimizi neden kabul etmiyoruz?

    YanıtlaSil
  2. ​Taklîd-i eslâfı din eyleyip düştü gaflete insan
    Tefekkür zahmetinden kaçıp bâtılı eyler îman

    YanıtlaSil