ÂH U ZÂR
Düşdüm garîb gurbete
El-meded meded meded
Muhtâcım ben himmete
El-meded meded meded
Ağyâr deşer cerhamı
Yâr eylemez merhemi
Kıskanırlar dirhemi
El-meded meded meded
Hiç kimsede vefâ yok
Cefâ dersen gâyet çok
Yağdırırlar bana ok
El-meded meded meded
Dikensiz gül görmedim
Bir gün safâ sürmedim
Ağladım hep gülmedim
El-meded meded meded
Ömrümü ettim heder
Hep üzüntü hep keder
Gam beni ta'kîb eder
El-meded meded meded
Görmedim mes'ûd çağlar
Derdimi çekmez dağlar
Hâlime kimler ağlar
El-meded meded meded
Yıprandım bittim gayrı
Kalmadı ömrün hayrı
Düşmüşüm yârdan ayrı
El-meded meded meded
Ne gündüz var ne gece
Bitsin artık işkence
Gidiversem gizlice
El-meded meded meded
AŞKÎ der ey Allahım
Hadden aşkın günâhım
Sensin ancak penâhım
El-meded meded meded
Es-Seyyid Eş-Şeyh
Muzafferüddîn Aşkiyyü'l-Cerrâhiyyü'l-Halvetî
ÎZÂH
Bu nutk-i şerîfin yazılış sebeblerini "Sadâkat ve İhânet" başlıklı yazımızda uzun uzun îzâh ettiğimiz için burada ayrıca yazmaya lüzûm görmedik. Şu kadarını söyleyelim ki, Efendi Hazretleri, bu nutkunu, görünüşde dost ama hakîkatde menfaat peşinde koşan, samîmiyyetsiz, vefâsız, işi gücü eziyet ve cefâ olan kişilerin ezâ ve cefâları sebebiyle yazmışdır. Efendi Hazretleri gibi büyük insanların etrâfında çok adam toplanır ama bunların büyük bir kısmı samîmî değildir, hep bir menfaat peşindedir. Kimi para-pul, kimi şan-şöhret, kimisi de makâm-mevki peşindedir. İhlaslı olan kişiler pek ama pek azdır. Büyük mürşidler samîmiyetsizliklerini bilseler dahî gelene git demezler, kendilerine yapılan ezâ ve cefâya hep tahammül ederler. Çok daraldıklarında ise, kimseye şikâyet etmeyip sadece Allah'dan yardım diler, sâhib-i şefâ'at, melce-i fukarâ ve enîs-i du'afâ olan Resûl-i Kibiryâ'ya ilticâ eder, O'ndan istişfâ ve istimdâd ederler. Efendi Hazretlerinin buna benzer bir kaç nutk-i şerîfi daha vardır.
NAĞME-İ AŞK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder