Fesübhânallah! Onlar bâtıl ile meşgûl oldukları için sizdeki hakkı hiç duymadılar, hiç hissetmediler. Bunda da şaşılacak bir şey yok. Fakat siz hakkı bu kadar ayan beyan duyup gördüğünüz halde onlardaki bâtılı nasıl duydunuz, nasıl hissettiniz? Biliniz ki bunun sebebi, sizin kendinizi hakka, bâtılı hiç duymayacak ve hissetmeyecek şekilde, vermemenizdir!Hazret'in bu sözü üzerine meclisde büyük bir feryâd kopmuş. Dervîşler, az evvel düşündüklerine ve söylediklerine bin pişmân olarak yüksek sesle ağlayıp âh u zâr etmişler. Hazret de başka bir şey söylememiş ve meclis dağılmış.
Ertesi gün, hiç kimsenin akıl erdiremediği bir şey olmuş. Yıllarca sayısız işret meclisleri tertîb ederek ömrünü "vur patlasın çal oynasın" diyerek gafletle geçirmiş olan o adam, görünüşde hiç bir sebeb yokken, ansızın o veliyyulaha gelerek tövbekâr olmuş!
İşte bu, "وَقُلْ جَاء الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا / Ve kul câel hakku ve zehekal bâtılu innel bâtıle kâne zehûkâ" âyet-i kerîmesinin sırlarından bir sırdır ki şerhi kitaplara sığmaz.
Bâtıl demem eşyâyı izhârın da ızmârın da hak
Künh-i kemâl cennetle nâr nûrun da hak nârın da hak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder