Sayfalar

15 Ocak 2026 Perşembe

Îmânın Bekâsı Sâlih Amellerledir

Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki :

Asıl mühim davâ, bu âlemde en büyük nimet, îmâna mâlik olmakdır. Îmân! İşte bu okuduğum âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hakk, "اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ, şu kimseler ki muhakkak îmân etdiler, onlar a'mâl-i sâliha icrâ ederler". Zîrâ îmânın bekâsı a'mâl-i sâliha iledir. Yani Allah'ın emirlerine uymakladır, Allah'ın dediklerini tutmakladır. Neye benzer îmân? Rüzgarlı havada yanan bir muma benzer. Rüzgarlı havada bir mum yanıyor. Bu mumu bir fenerin içine koymazsak, etrâfını çevirmezsek, gelen rüzgar bu mumu söndürebilir. İbâdetsiz kişilerin îmânı, rüzgarlı havada yanan muma benzer. İbâdetli olmadıkları için mutlakâ etrafdan esecek küfür rüzgarları, fısk u fesad havası onu söndürecekdir. Onun için îmânın bekâsı ancak a'mâl-i sâliha iledir. Yani a'mâl-i sâlihadan murâd, Allah'ın dediklerini tutmakladır. Allah'ın istediği işleri yapmakladır. Senin anlayacağın, a'mâl-i sâliha demek bu demek, güzel ameller.

Allah Celle Celâluhû Hazretleri, her şeyden münezzehdir. Bizim ibâdât ü tâatımıza Allah'ın ihtiyâcı yokdur. Fakat bizim ihtiyâcımız olduğu için bize kulluk düşmekde. Îmânın hıfzı için a'mâl-i sâlihaya ihtiyâcımız var. Bazı insanlar var, "Efendim, benim ibâdetim yok ama benim kalbim temizdir". Kendi kendini kandırmakdadır bu adam. Böyle söyleyenler, kendilerini kandırırlar, kendilerini aldatırlar. Biz böyle söyleyene şöyle cevap veririz, "Yâhu, sana bir takke verene sen teşekkür ediyorsun ve teşekkür etmen de bir insânî vazîfendir, o takkeyi giymek için sana başı veren Allah'a secde etmeyecek misin yani?". Oraya gelince "Kalbim temiz" diyor. Fânî kul, kendi cinsinden olan kul, ona bir ikramda bulunuyor, "Teşekkür ederim" diyor, yerlere kadar kapaklanıyor, kapanıyor, ona secde, rükû ediyor, halbuki o takkeyi giymek için ona başı veren Allah'a gelince, "Benim kalbim temiz efendim". Elbet ki yapılan ikrâma teşekkür etmek bir insanın boynunun borcudur. İnsan olan yapılan iyiliği bilir. İnsan olan yapdığı iyiliği yapdığının başına vurmaz. Ama iyilik gören kimse, o iyiliğe bilmezse hayvandan farkı yokdur onun. Hattâ hayvanlar bile iyiliği bilirler. Köpeğe ekmek verirsen, senden bir daha ayrılmaz, seni ısırmaz o. Bir lokma ekmeğin kadr u kıymetini bilir, efendisine o bir lokma ekmekden ötürü kuyruğunu sallar, ona mutî' olur, onun kölesi olur. Allah seni acz içerisinde, iğrenç bir su parçasından halk etmiş, ana rahminde kudret fırçasıyla istediği şekle koymuş, sana göz vermiş göstermiş, kulak vermiş duyurmuş, kafa vermiş, beyin vermiş. Her şeyi verdi, kuvvet verdi, kudret verdi, akıl vermese ne olacak? Aklı yok, kuvvetli bir adam, dağları deviriyor. Tımarhâneye götürürler, eline zincir vururlar, zararı olmasın diye. Bak, hepsini yerli yerine vermiş. Allah'a şükretmeyecek misin? Oraya gelince, "Benim kalbim temiz". Kabûl etmiyor Allahu Sübhânehû ve Teâlâ bu sözleri. Zâten Allah'ın en büyük hasmı da böyle kimselerdir. "وَهُوَ اَلَدُّ الْخِصَامِ ve hüve eleddü'l-hısâm". Yani ibâdet yapmadığı hâlde, "Kalbim temiz" demek, Hakk'a abdiyyet yapmamak. Bütün peygamberlerin seyyidi, bütün beşeriyyetin, bütün mahlûkâtın efendisi olan Muhammed Mustafâ'nın kulluğu, abdiyyeti, risâletinden evveldir. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû!, abduhû ve resûluhû". İnsanlara en büyük şeref, en büyük makâm abdiyyetdir.

Abdiyyetin fâidelerinden bir tânesi, îmânı hıfz eder. Îmânın hıfzı, a'mâl-i sâlihada, Allah'ın yap dediği şeyleri yapmakda. A'mâl-i sâlihanın muhâfazası ise, güzel ahlâkdadır. Bir adam namaz kılar, hırsızdır, namazının kıymeti yokdur. Kıldığı namaz kabûl dahi olsa, kıldığı namaz hak sâhibine verilir yevm-i kıyâmetde, o adam iflâs eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder