Sayfalar

19 Ocak 2026 Pazartesi

Eski Fâhir

Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki :

Bektâşî giderken buradan, Çakmakcılar Yokuşundan Acemlerin Hanının önünden, başında fâhir eskiymiş, demiş, "Yâ Rabb, şimdiye kadar sana hâlimi hiç arzetmedim, arza hâcet yok, ahvâl ü harekâtıma sen vâkıfsın, her şeyi sen biliyorsun. Bak başımdaki fâhir eskidi, bu kıyâfet evliyâullah kıyâfetidir, bana bir fâhir gönder başıma" demiş, "yazın güneşden kışın soğukdan kelleyi koruyamıyoruz, delikler böyle açıldı" filan derken, yukarıda bir Acem, topatan kavunu almış, Acemler kavunu öyle yermiş, ikiye ayırmış topatan kavununu, kaşıkla içini yemiş, kabuğu kalmış böyle, tam Bektâşî duâyı bitirirken yukarıdan aşağıya kavunu atmış Acem, doğru Bektâşi'nin kafasına, lap diye geçince, "Yâ Rabbi, kırk yılda bir duâmı kabûl etdin" demiş, bir de bakmış, kavun kabuğu, "Sen bunu al da Cebrâil'in kafasına giydir" demiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder