Dikkat edilirse bu âyet-i celîlede nûr kelimesi beş defa geçer. Ne var ki elfâz aynı olsa da bunların manâsı ve medlûlü aynı değildir. O yüzden basit bir tercüme ile bu âyeti anlamak mümkün olmaz. Şîmdi bu âyet-i celîlede zikredilen nûrlara denizden bir katre olarak manâ verelim :
- "اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ"daki nûr Cenâb-ı Hakk'ın vâcibü'l-vücûd olduğuna ve her şeyin Hakk'dan zâhir olduğuna işâretdir.
- "مَثَلُ نُورِه۪"deki nûr, tasfiye-i kalb eden insanda zâhir olan ilâhî nûra işâretdir.
- "نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ"daki nûr üstüne nûr ise tasfiye olan kalbin nazargâh-ı ilâhî olmasına yani tecelliyât-ı ilâhiyyeye mazhar olmasına işâretdir.
- "يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪"deki nûr ise bu mertebeye eren kişinin Hakk'ın nûru ile halkı hidâyete götürmesine işâretdir.

Bu ilminiz keşke daha çok kişiye ulaşsa daha iyi olmaz mı?Okuma kültürümüz yok denecek kadar az maalesef,yazılanların derinliğinide hesaba katarsak okuduğunu anlayamama problemide var.Tasavvuf üzerine eğitim verseniz örneğin ne güzel olur.Bence bu alanda çok büyük bir boşluk var.
YanıtlaSilAziz kardeşim, siz hüsn-i niyetle böyle diyorsunuz ama inanın buna hiç lüzum yok. Çünkü bazı ilimler, bazı meseleler umum için değildir. Üniversite anfisinde beş yüz kişi varken, master sınıfında 5-10 kişi, doktora sınıfında 2-3 kişi olur. Tıpkı bunun gibi yüksek hakikatleri anlayabilecek pek az insan vardır. Onlar da bir şekilde bizi buluyor, bizden istifade ediyor zâten. Selamlar.
SilDoğrusunu siz daha iyi bilirsiniz ne diyelim,Allah ilmimizi arttırsın.
Sil