Sayfalar

18 Mart 2026 Çarşamba

Oruç Niçin Farz Olundu?

Malûm ya Allah'ın oruca ihtiyacı yok. Bizim aç kalmamızdan hâşâ zevk alacak da değil. Biz açlıkdan kıvrım kıvrım kıvransak, susuzlukdan yanıp tutuşsak, Allah'ın saltanatı mı yükselecek? Hâşâ. Peki öyleyse niye farz kılmış orucu Allah, hiç düşündünüz mü bunu?

Orucun mâhiyeti bize bu sorunun cevâbını veriyor. En basit hâliyle oruç, yemekden içmekden ve cinsî münâsebetden uzak durmak olduğuna göre hikmetini bunlarda aramak lâzım. 

Malûm ya insan iki şeyden müteşekkildir, rûh ve beden. Rûh ulvîdir ve ilâhîdir, beden ise süflîdir, toprakdan yaratılmışdır. Süflî olan kısım yani insanın cesedi ulvî olan kısma yani rûha binek olarak yaratılmışdır. Yani rûh bedene hâkim olacak, onu vâsıta olarak kullanacak ve işlerini görecek, gâyesine ulaşacak. Eğer bunun tersi olur da beden rûha hâkim olursa, insanın hayvandan farkı kalmaz. İnsanı insan yapan ondaki nefha-i ilâhîdir, onu yüceltecek, yükseltecek olan rûhudur. 

Peki rûhu bedene hâkim kılabilmek için ne yapmak gerekir? Bedenin ihtiyaçlarını ve zevklerini kısıtlamak, kontrol altında tutmak gerekir. Nedir bunlar? En başda yemek içmek, uyumak ve şehvetdir. Dikkat ederseniz insandaki en kuvvetli içgüdüler bunlardır. Yemeden duramaz insan, susuzluğa sabredemez, uykusuz da kalamaz. Bunlar insanın en temel ihtiyaçlarıdır. Üstelik bunlardan alınan zevkler de vardır. Bu yüzden pek çok insan ihtiyacından fazla yer, içer, uyur, şehvetine esîr olur. Çünkü bedene büyük haz verir bunlar. Böyle olunca beden rûha hâkim olur, rûh hapishânedeki bir mahkûm gibi olur, hürriyetini kaybetdiği için vazîfesini yapamaz, insanı ulvî âlemlere yükseltemez. 

Tabii bu, orucun hikmetlerinden biri sadece, daha nice hikmetleri var. Meselâ orucun bir üst mertebesi ki uzuvlara oruç tutturmakdır, eline, ayağına, gözüne, kulağına, diline, dudağına sahip çıkmakdır, yani harama bakmayacaksın, kötü konuşmayacaksın, yalandan, gıybetden, iftirâdan uzak duracaksın, kötü yere gitmeyeceksin, harama el uzatmayacaksın, bu da yine bizi nefsin kötü sıfatlarından kurtarmak ve güzel ahlâk sâhibi kılmak içindir. 

Orucun bir üçüncü mertebesi daha var ki o da mâsivâ orucudur. Bu da Allah'dan gayrı her şeyi terketmeyi, Hakk'a kurbiyyeti, Hakk'la beraber olmayı temin eder. 

Tıpkı namaz gibi orucun da muvakkat olması, bir alıştırma, bir alışkanlık kazandırmak içindir. Ramazan'dan Ramazan'a oruç tutup, on bir ay vur patlasın çal oynasın yaşayanlar orucun manâsını anlamamış olanlardır. Ramazan orucunu bir antrenman, bir egzersiz gibi düşünün, yılın tamamında bu hâli muhafaza edebilmek için yapıyoruz bu antrenmanı. Yani Ramazan'dan sonra da aynı hâli muhâfaza edebilmek için.

İşte oruç bunun için farz olunmuşdur, insan şehvetinin eşeği, nefsinin uşağı olmasın diye. Güzel ahlâk sâhibi olsun, nefsini tezkiye etsin, kalbini tasfiye etsin diye. Rûhu hürriyete kavuşsun, Hakk'a urûc etsin, yükselin, mirâc-ı manevîsini gerçekleştirsin diye. Onun için "Oruçda urûc vardır" denilmişdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder