Zünnûn-i Mısrî Hazretlerinden ubûdiyyeti tarîf etmesini istemişler, Hazret buyurmuş ki :
Ubûdiyyet, Allah her hâl ü kârda senin rabbin olduğu gibi, senin de her hâl ü kârda O'nun kulu olmandır.
Ne güzel, ne veciz bir tarîf.
Abdiyyet yani kulluk mertebe mertebedir. En düşük mertebesi Allah'ın muayyen vakitler için farz kıldığı namaz, oruç, hac gibi ibâdetleri yerine getirmekdir. Ne var ki, günde beş vakit namaz en fazla bir saatini alır insanın, halbuki gün 24 saatdir. Oruç senede bir aydır, halbuki yıl 12 aydır. Hac ömürde bir defadır, halbuki ömür 50 sene, 60 sene, 80 senedir. Zekât senede bir defa malın kırkda birini vermekdir. Üstelik herkese ve herşeye zekât düşmez. Nisâba mâlik olanlar nakit para ve kazanç getiren mallar üzerinden zekât verir, diğer mallardan zekât vermezler. Halbuki Allah'ın nimetleri sayısızdır. Başda vücûd nimeti var, sonra sıhhat nimeti var, hürriyet nimeti var, akıl nimeti var, eşler var, çocuklar var, dostlar var, arkadaşlar var, evler barklar var, arabalar vâsıtalar var, daha neler neler var. İşte ubûdiyyet bütün bu nimetleri veren Allah'a yapılan kulluğu muayyen vakitlerde yapılan farz ibâdetlere hasretmeyip, gecede ve gündüzde, varda ve darda, gençlikde ve ihtiyarlıkda 24 saat 365 gün kesintisiz kulluk etmekdir. Her fiili Allah için işlemekdir. Her işde Hakk rızâsını gözetmekdir. Allah'ın yasaklarından kaçmakla kalmayıp, meşrû işlerde dahi gelişigüzel hareket etmemek, dâimâ rızâ-yı ilâhîye göre iş görmekdir. Ubûdiyyet mertebesinde bulunanların her fiili ibâdetdir. Yemesi, içmesi, oturması, kalkması, konuşması, gülmesi, uyuması, dinlenmesi dahi. Zîrâ ameller niyetlere göredir.

Dilenmesi yazmanızın nedeni nedir hocam. Dilenmek kötü değil mi.
YanıtlaSilDilenmesi değil, dinlenmesi olacak, yanlış yazmışım
SilDinlenmesi yazılmak istendiğini zannederim
Sil