Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretlerine "Bu hayatdan sonra tekâmül olacak mı?" diye sorulunca Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Hayır hayır! Bir giden bir daha gelmez, vârisi gelir. Bir giden bir daha gelmez. Vârisi gelir yalnız. Bir Ebûbekir Sıddîk gitdi mi Ebûbekir Sıddîk'a vâris bir sıddîk gelir. Eksik olmaz. Bir Firavun gitdi mi bir Firavun gelir. Onun külâhını giydirirler ona. "Nahnu kasemnâ"da taksîmât-ı rabbânî neyse, istidâdına göre burada nasîbi neyse onu alır. Verâset vardır bizde. Bir buğdayda beş milyon okka buğday vardır. Ama o buğday değildir o. Gene buğdaydır ama o buğday değildir. Onun içinde mündemiçdir. Bunun gibi. Yani gitdi adam bir daha geldi, sonra bir daha geldi filan yok, bir giden bir daha gelmez. Yerinden memnûn gâlibâ. Hiç ses çıkardığı yok. İnsanoğluna tekâmül burada lâzım. Burada tekâmülünü yapsın gitsin.
Soruyu soran hanım, "Herkese nasîb olur mu?" diye sorunca, Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Herkese nasîb olmaz. Ama o yolda bulunur insan. Meselâ şu vardır. Karınca hacca gidiyormuş, sormuşlar, "Nereye gisiyorsun?" diye. "Mekke'ye" demiş. "Bu yürüyüşle mi?" demişler, "Yolunda bulunuruz" demiş. Bir sürü satıldığı vakitde, o sürünün içerisinde uyuzlusu, giciklisi hep beraber satılır onun. Bir velîye bende olunursa, o sürüyle beraber gider. Ama hepsi koç olmadı. Nasîbi yoksa olmaz. Çalışmakla değildir. Ama çalışmadan olmaz. Her çalışan zengin olmadı. Mutlakâ çalışan zengin oldu. Her okuyan âlim olmadı ama mutlakâ okuyan oldu. Her ava giden avlanmadı ama mutlakâ ava giden avlandı. Bunun gibi.
Aynı hanım, "Bu istidâda mı bağlı yoksa bazıları torpilli mi oluyor?" diye sorunca, Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Bazen torpilli olur. Bir veliyullaha bende olsun, torpilli olur. Şefâat hakdır, gerçekdir. "Bu benim" dedi mi o velî, Allah kırmaz onu. Hakk'la beraberdir çünkü. Kurtarır onu. Ona bende olmak lâzım. Yalnız kendini tanıt ona. "Bu benim evlâdım" desin. O zaman mesele kalmaz. Çünkü bütün beşerde aynı öz, istidâd vardır. Ama istidâdları ayrı ayrıdır. Allah'ın Vâsi' esmâsı vardır. Onun için mahdûd değildir. Yıldıznâmeler vardır, bakarlar, on iki burca taksîm ederler, iş öyle değildir. Herkes bir dağdır, içerisinde hazîne vardır. Kimisi hazînesine mâlik olur, haberdârdır, kimisi habersiz gider. Ama bir veliyullaha bende olursa, o veliyyullahın bendeleriyle beraber, o sürüyle beraber alırlar onu içeriye. Onun için Ümmet-i Muhammed'den olması itibarıyla, zerre îmânı olan dahi nâra girmeyecek. Cenâb-ı Peygamber'e bağışlanacak mü'minler evvelâ. Çünkü bende olduğun velî de Hazret-i Peygamber'den gayrı değildir. Ayrı da değildir, gayrı da değildir. Meselâ bir bardak su aldın deryâdan kenara çıkardın, su deryâ değildir ama deryâdan da hâriç değildir. Bazı şeyler söylemişler, onlar Şâmânîlik'den geçme şeyler. Budizm'den, Şâmânîlik'den filan. Bektâşî'lerde vardır o, tekâmül meselesi, tenâsüh meselesi filan.
Vâris gelir yalnız. Resûlullah Efendimiz gitmiş, onun yerine velîler vâris kalmışdır. Aynı şeyi onda bulursun. Ha Resûlullah'ın sohbeti, ha o velînin sohbeti, ikisi birdir.
Bütün beşerde bu istidâd var, hepsi bir hazîneye mâlik. Aynı hazîneye yani "küntü kenz"e mâlikdir ama bilmez. Duyanlar var, anlayanlar var, anlamayanlar var. Ama bir yere bende olursa, onun sâyesinde Cenâb-ı Hakk ona bağışlar onu.
Kul da bunu soramaz Allah'a. "Yâ Rabbi, âdil değilsin, ona verdin, bana vermedin. Onu dervîş yapdın, beni yapmadın" diyemez. Çünkü bu ihsân-ı ilâhîdir, ihsânda adl olmaz. İhsânda adâlet olmaz. Bana birisi çıkarsa dese ki, "Al efendi bu parayı, on tane fukarâya mütesâviyen dağıt" dese, ben de dağıtırım onu, on kişiye yüzer lira veririm. Ama para benim olursa, ben istediğime dokuz yüz doksan dokuz veririm, istediğime bir veririm, ötekilere hiç bir şey vermem. Çünkü ihsânda adl olmaz. Cenâb-ı Hakk ihsân sâhibidir, adlle değil, istediğini istediği gibi yapar, dilediğini dalâlete, dilediğini hidâyete erişdirir. "يُضِلُّ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ yudillü men yeşâu ve yehdî men yeşâ".

"Sâye-i lütfunda neler gördüğüm
YanıtlaSilBen bilirim ellere efsânedir
Gâlib eğer eylese da’vâ-yı aşk
Kim inanır kavline dîvânedir"