Sôfiyyenin ileri gelenlerinden Zünnûn-ı Mısrî Hazretleri buyurmuşlar ki :
Şu üçü ihlâs alâmetlerindendir. Birincisi, insanların övgüsünü de yergisini de bir görmek. İkincisi, amellerine kıymet vermemek. Üçüncüsü, amelleri için dünyevî bir karşılık beklememek.
İhlâs sâhibi miyiz değil miyiz bunlara bakarak hemen anlayabiliriz.
Eğer insanların bizim hakkımızda ne dediğini önemsiyorsak, hâlimiz tavrımız söylenenlere göre değişiyorsa, ihlâsdan söz edemeyiz. Çünkü ihlâs sâhibi olan yalnız Hakk'ın rızâsını gözetir, kullar ondan râzı olmuş olmamış, umursamaz. Hakkımızda iyi konuşulduğunda hoşumuza gidiyorsa, koltuklarımız kabarıyorsa riyâ tehlikesi vardır. Riyâ ihlâsı bozar. Aleyhimizde konuşulduğunda üzülüyorsak, halkın bizi ayıplaması, tahtie etmesi bize ağır geliyorsa, yine ihlâsdan söz edemeyiz. Neden? Çünkü bunda da gene riyâ kokusu vardır. İhlâs sâhibi olan kişi, her yapdığını Allah için yapar, lehde aleyhde söylenenlere kulak asmaz. Zîrâ onun yegâne maksadı Hakk'ın rızâsını elde etmekdir.
İkincisi, amellerimize, ibâdetlerimize güveniyorsak, onlara kıymet veriyorsak, gene ihlâsdan söz edemeyiz. Neden? Çünkü ihlâslı bir kul, yalnız Allah'a itimad eder, Allah'ın rahmetine güvenir. Cennete ibâdetle giremeyeceğini ancak Allah'ın fazl u keremiyle girebileceğini bilir. Dahası o amellere kendisini muvaffak kılanın Allah olduğunu bilir, yani hayırlı işlerini, sâlih amellerini kendine izâfe etmez. Bir üçüncü sebeb de şudur, muhlisler ne kadar ibâdet ve tâatda bulunurlarsa bulunsunlar, yapdıklarını Allah'a lâyık görmezler. Hakîkate de budur zâten. Bir kul nasıl olur da Allah'a lâyık ibâdetde bulunabilir, buna imkân var mıdır?
Üçüncüsü, ibâdeti ıvazsız garazsız yapmakdır. Ne demek yani bu? "Ben namaz kılıp duâ edeyim de işlerim rast gitsin" yâhud, "Bir umreye gideyim de kısmetim açılsın" yâhud "Biraz Kurân okuyayım, tesbîh çekeyim de şu işim hallolsun" diyen bir kimse ihlâsdan söz edemez. Çünkü o ibâdetlerinin karşılığında bir şey beklemekdedir Allah'dan, bir nevi pazarlık yapmakdadır Cenâb-ı Hakk'la. Bu ise ihlâsa mugâyirdir. Bütün ibâdet ve tâatlar, menfaat karşılığı değil, ancak Allah için olmalıdır. İhlâsın gereği budur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder