Sayfalar

20 Mayıs 2026 Çarşamba

Âfât-ı Lisân : Dil Hastalıkları

Lisânın âfetleri yani dil hastalıkları ve bunların sebebleri şunlardır :

Gıybet : Gıybet bir kimse hakkında dedikodu yapmakdır. Ölçüsü de şudur, eğer dedikodusu yapılan kişi hakkında söylenenleri duyacak olsa hoşuna gitmeyecekse yapılan gıybetdir. Velev ki söylenen haller o kişide mevcûd olsun. Allah, yalan olmadığı halde gıybeti yasak etmişdir. Hikmeti de şudur ki gıybet hased, buğz, kîn, gayz, kibir, ucub gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır ve yapıldıkça bu kötü sıfatları kuvvetlendirir. Gıybeti yapılan kişi, hakkında yapılan dedikoduları duyarsa, gıybetini yapan kişiye daha önceden bir muhabbeti varsa o muhabbet zâil olur, muhabbeti yoksa düşmân olur, düşmânlığı varsa düşmânlığı artar ve kînlenir. İkincisi, gıybet eden, gıbetini yapdığı kişinin itibarını zedelemiş olur, Allah buna râzı olmaz.

Yalan : Doğru olmayan her türlü söz ve davranışdır. En büyük günâhlardandır. Nifak alâmetidir. Riyâ, hased, kîn, gadab, adâvet, şehvet, hırs, tamah, gaflet, hubb-i dünyâ gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır. 

İftirâ : Bir kimseyi olmayan bir şeyle töhmetlendirmekdir ki gıybetden de yalandan da beterdir. Büyük bir âfet ve felâketdir. Yalan ve gıybete sebeb olan şeytânî sıfatların çokluğundan ve şiddetinden kaynaklanır. 

Cedel : Haklı ya da haksız bir mes'ele hakkında tartışmakdır. Mezmûmdur çünkü ucub, kibir, kîn, buğz, gadab, hased gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır ve cedelin netîcesi ne olursa olsun bu sıfatların taraflardan birinde ya da her ikisinde şiddetlenmesine sebeb olur.

Övünmek : Bir kişi kendisinde vâr olan sıfatlarla övünse dahî son derece mahzurludur çünkü övünmek ucub, kibir, riyâ gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır ve bu sıfatları besler. Eğer övünülen vasıflar kişide yoksa daha da beterdir çünkü işin içine bir de yalan girmiş demekdir. Her iki durumda da hem söyleyene hem de dinleyene birçok zararı vardır.

Bedduâ : Bir kimsenin kötülüğünü istemekdir ki hased, kîn, buğz, gadab gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır. Kendisine karşı yapılan kötülüğe bile bedduâ etmek câiz değildir.

Lanet : Bedduâdan da beterdir. 

Küfretmek : Kişinin kızdığı zaman küfretmesi, kızdığı kişiye kötü sözler söylemesi onda gadab, kîn, buğz gibi şeytânî sıfatlar olduğunu gösterir. Küfreden kişi bu kötü sıfatlarını azdırdığı gibi eğer bir de karşı tarafın kulağına giderse aynı hastalıkları o tarafa da bulaştırmakla netîcelenir.

İstihzâ : Alay etmekdir. Çirkin veya gülünç lakab takmak da istihzâya girer ki muhâtabını küçük düşürmek demekdir. Bu da hased, kîn, ucub, kibir gibi şeytânî sıfatlardan kaynaklanır.

Eskiden mürşidler dervişlerini âfât-ı lisân hastalığından kurtarmak için ağzına bakla koyarlarmış ki 
her aklına geleni söylemesin, gevezelik etmesin, düşünsün-taşınsın ona göre konuşsun diye. Sôfiyyenin bu güzel âdetinin, Hazret-i Ebûbekir radıyallahu anh Efendimizden yâdigâr kaldığını biliyoruz. Hazret-i Ebûbekir Efendimiz ağzına bir taş koyar, konuşmak istediğinde söyleyeceği söz Allah'ın indinde makbûl mu olur, matrûd mu olur diye düşünür, makbûl olacağını düşünürse taşı çıkarır konuşurmuş.


Eskiden dergâhlarda, adam olmanın vazgeçilmez şartları olan şu dört maddenin yazılı olduğu levhalar vardı.


KILLET-İ KELÂM
KILLET-İ TAÂM
KILLET-İ MENÂM
UZLET-İ ANİ'L ENÂM

Bu dört maddenin en başındaki "Kıllet-i Kelâm",  "Az Konuşmak" demekdir. Diğer üçü de; "Az Yemek", "Az Uyumak" ve "İnsanlardan Uzlet"dir.

Günümüze gelince. Bugün adamın ağzına değil bir bakla tanesi koymak, ağzını bakla ile doldursak faydasız. Maalesef sosyal medya çılgınlığı, kopyala-yapıştır alışkanlığı, her türlü riyâkârlık, insanların tıpkı papağan gibi şuursuzca konuşmaları, artık bir salgın hastalık hâline geldi. Adam olmak isteyen kişi, boş boş konuşmak yerine susup dinlemeyi, okumayı, tefekkür etmeyi, tezekkür etmeyi muhakkak öğrenmeli. Bugün üzülerek görüyoruz ki gençlerimizin çoğu şâirin dediği hâldedir  :


Gör câhili kim sâhib-i irşâd olayım der
Dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der

Yukarıda bir örneğini gördüğünüz "EDEB YÂ HÛ" levhası eskiden bütün dergâhlarda asılı imiş. Ecdâdımızın irfânına bakın ki, milletimize edebi en güzel şekilde anlatmak için kelimenin baş harflerinden yararlanarak, "Eline-Beline-Diline sâhip olmak" ma'nâsını vermişler.


Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretlerinin lisân âfetleri hakkında bazı hikmetli sözlerini ve nasîhatlerini de bu sizlerle paylaşmak istiyorum. Buyururlardı ki :
  • Dilin cirmi küçük cürmü büyükdür. Diline sâhib ol!
  • Dil, insanı a'lâ-yı illiyîne de, esfel-i sâfilîne de götürür. Sekiz cennetin kapısını açtırmak isteyen bir tevhid ile açıtırır. Cehenneme giden de inkârı sebebiyle gider.
  • Ağzına geleni dersen, eline geleni yersen cehenneme gidersin!
Âfât-ı Lisân meselesini en ince teferruatı ile öğrenmek isteyenlere tavsiyemiz, İmâm-ı Gazâlî'nin İhyâ'sındaki Kitâbu âfâti'l-lisân bölümüdür. Neredeyse bir kitap hacmindeki bu bölümde İmâm-ı Gazâlî rahimehullah en başda Resûl-i Ekrem aleyhi's-salâtu ve's-selâm Efendimizin bu hususdaki hadîs-i şerîflerini, sonra da ashâb-ı kirâm ve tâbi'în hazerâtının sözlerini ve tavsiyelerini nakl eder. Bununla da kalmaz, lisâna âit bütün âfetleri yirmi ayrı fasılda inceler.

Bu kıymetli eserde âfât-ı lisân hakkında nakledilen hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır:
  • Sükût eden kurtulmuşdur.
  • Sükût hikmetdir, fakat susanlar azdır.
  • Âdemoğlunun hatâlarının çoğu dilindendir.
  • Allah'a ve âhirete inanan kişi, ya hayır söylesin ya sussun. 
  • İnsanlar üç kısımdır. Kârda olanlar, selâmetde olanlar ve helâk olanlar. Kârda olanlar, Allah'ı zikredenlerdir. Selâmetde olanlar, diline sâhip olanlardır. Helâk olanlar, bâtıl ve boş sözlere dalanlardır.
'Ârifi gör değme sözü söylemez
Değme bin söze cevâbı bir demez
Ger yürüye ger ine ger uyuya
Her nefes hâşa ki bîhûde vere

2 yorum:

  1. Allah razi olsun 🌹

    YanıtlaSil
  2. Ömer Demirbağ hocayı tanıyor musunuz? O da divân edebiyatına çok hakim ârif bir akademisyen.

    YanıtlaSil