İbrâhim aleyhisselâm çok zenginmiş, malının mülkünün hadd ü hesâbı yokmuş. Öyle ki meselâ beş bin koyunluk bir sürüsü varmış, bu sürüyü bekleyen çoban köpeklerinin tasmaları altındanmış. Melekler hayret etmişler, bir insan bu kadar mal mülk sâhibi olsun da Allah onu kendisine dost edinsin, ona halîliyyet rütbesini versin, buna taaccüb etmişler. İbrâhim Halîlullah bir gün koyunlarıyla meraya çıkdığında, bir melek insan sûretinde çıkagelmiş ve Halîlullah'ın duyacağı bir sesle, "Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü'l-melâiketü ver rûh" diye tesbîh etmiş. Bu tesbîh meleklere mahsûs olduğundan İbrâhim aleyhisselâm daha önce bu tesbîhi hiç duymamış. Ve pek hoşuna gitdiği için, demiş ki o insan sûretindeki meleğe, "Rabbimin tesbîhini bir daha tekrar et, şu gördüğün sürünün yarısı senin olsun". Melek tesbîhi tekrar edince Halîlullah, "Rabbimin tesbîhini bir daha tekrar edersen şu gördüğün sürünün tamamı, çobanlarıyla ve hizmetçileriyle beraber senin olsun" demiş. Melekler hayret etmişler. "Üç tesbîh için onca malı fedâ etmeği kim göze alabilir, demek ki İbrâhim hakîkaten halîlullah unvânına lâyıkmış" demişler ve Âdem'e secde ederek onun hilâfetini kabûl etdikleri gibi İbrâhim aleyhisselâmın da halîliyyetini kabûl etmişler.

Cümle mülkü eyleyip bir tek sadâya fîsebîl
YanıtlaSilGösterdi teslimiyyeti âleme şâh-ı Halîl