Hakâret, kötü sözler söyleyerek birisinin aşağılamakdır. İstihzâ ise bir kimseyle alay etmekdir. Dikkat ederseniz ayıplamakdan daha beter işlerdir bunlar. Çünkü hakâret ve istihzâda bir insanın şerefiyle, haysiyetiyle oynamak sözkonusudur. Maalesef bir takım insanlar bu işi âdet edinmişlerdir. Daha beteri bu işi meslek edinenler, bu işden para kazananlar vardır. Hicivleriyle meşhûr şâirler, yazarlar, karikatüristler, komedyenler vardır.
Maalesef pek çok kimsede görüyoruz bu kötü huyları. Meselâ insanların ırkıyla, kökeniyle, memleketiyle alay etmek pek sık rastladığımız bir durumdur. Fukarâ diye, câhil diye insanlara hakâret etmekde beis görmeyenler çok. Sırf şîvelerinden dolayı yâhud konuşma tarzlarından dolayı insanlarla alay edildiğine de sık sık şâhid oluyoruz. Yine kötü lakablar takmak da hakâret ve istihzâya girer. Bir şahsın isminin başına "Öküz", "Ayı", "Hödük" gibi lakablar eklemek o kimseye hakâretdir, onunla alay etmekdir. İnsanların en ufak hatâsında, hemen ağzını bozan, küfür eden, "ahmak", "câhil", "sersem", "salak", "gerizekâlı", "eşşek herif" gibi ağır hakâretler yağdıran birisi bunu kibrinden dolayı yapıyordur. Kendisini muhâtabından üstün görmekdedir çünkü. Halbuki kendisi de yapabilir o hatâyı. Yine sesini değiştirerek insanların şîvesiyle, konuşma şekliyle alay edenler, yâhud yüz göz oyanatarak, el kol hareketleriyle insanların tavırlarıyla alay edenler, kibir illetine mübtelâ olmuş insanlardır. Halbuki belli bir şîve ile konuşmak bir insanı diğerinden üstün kılmaz ki.
Allah bütün bunları men etmişdir. Sûre-i Hucurât'daki, "يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ" âyet-i celîlesi bu mesele hakkındadır. "وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ" âyet-i celîlesi de yine bu kötü huya sâhib olanlar hakkındadır. Hümeze ve lümeze tabirleri, hem sözle hem yüz göz hareketleriyle, hem arkadan hem yüze kaşı yapılan hakâret ve alayları kapsamakadadır. Dikkat ederseniz büyük bir tehdid vardır bu âyetde. Yine hadîs-i şerîf ile sâbitdir ki bir mü'mine küfretmek ağır bir suçdur.
Bu kötü huylardan kurtulmak isteyenler, evvelâ insan kıymeti bilmeli, herkese hürmetkâr olmalı, insanın şeref ve haysiyetinin her şeyin üstünde olduğunu anlamalı. İkincisi, alay konusu olan şeylerin hakîkatde alay edilecek şeyler olmadığını, tabii şeyler olduğunu, herkesi olduğu gibi kabûl etmek gerekdiğini bilmeli. Bir de şu var, kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmamalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder