"Konuşma Kuralları" başlıklı yazımızda dilin âfetlerinden bahsetmişdik. Dilini tutamayan kimse, muhakkak bir belâya uğrayacakdır. Ya bir kalb kıracakdır, ya bir günaha girecekdir, ya bir fitneye sebeb olacakdır, ya karşısındakinin vaktini ziyân edecekdir, ya doğru olmayan bir şeyi etrafa yayacakdır. Demek ki dile sâhib olmak lâzım. Her aklımıza geleni söylememek, düşünmeden, netîceyi hesap etmeden konuşmamak lazım.
Peki bunu nasıl yapabiliriz? Bir günde olmaz bu iş, buna kendimizi alıştırmamız lazım. Sabırla bu işin üstünde durmak lâzım. Bu da lisân orucu tutmakla olur. Lisân orucu yeme içme orucu gibi belli vakitlere bağlı değildir. Yedi gün 24 saat tatbîk edilmesi gerekir. Ne var ki insan hiç bir şey konuşmadan yapamaz. İş var, âile var, çoluk çocuk var, arkadaşlarımız var. Öyleyse bir usûl ittihâz etmek lâzım. Herkes kendi usûlünü kendi belirleyebilir. Bendeniz size bir fikir vermek için şu tavsiyelerde bulunabilirim :
Bir şey söyleyeceğiniz zaman bir iki saniye durun, düşünün, söyleyeceğiniz şeyin doğruluğundan emîn değilseniz söylemeyin. Diyelimki emînsiniz, yüzde yüz doğru söyleyeceğiniz şey gene düşünün, acaba gerekli mi, elzem mi? Diyelim ki elzem, gerekli peki acaba faydalı olacak mı, bir işe yarayacak mı, muhâtabım bundan istifâde edecek mi? Cevâbınız evetse, konuşun.
Diğer bir tavsiyem de şudur. Günün belli bir saatinde tam manâsıyla lisân orucu tutun. Kapıyı kapatın, telefonu açmayın, kimseyle görüşmeyin, hâsılı bir yolunu bulun, konuşmadan durun. Bir saatlik bir oruçla başlayın, yapabilirseniz zamanı artırın. İki saat, üç saat konuşmadan durmaya kendinizi alıştırın.
Başka bir tavsiyem daha var. Bazı konuları konuşmakdan vazgeçin. Meselâ karar verin, futbol hakkında konuşmayı bırakın. Yâhud siyâset hakkında hiç konuşmayın. Yâhud evde iş konuşmayın.
Bu usûller dilinize sâhib olmak husûsunda size çok yardımcı olacakdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder