Çim bahçelerin târihini merak etdiniz mi hiç? Acaba nerden çıkmış bu çim yetiştirmek işi? İnsanlık târihinde binlerce yıl böyle bir şey yokdu, bahçe deyince ağaç veyâhud çiçek akla gelirdi.
Çim yetiştirme fikri ortaçağın sonlarına doğru Fransa'da ve İngiltere'de ortaya çıkmış. Aristokratlar zenginliklerini göstermek için şatolarının bahçelerine çim ektirmişler. Sonradan modern çağda bu alışkanlık yayılmış, asâletin ve zenginliğin sembolü olmuş. Tahmîn edeceğiniz gibi, çim biçme makinelerinin ve sulama sistemlerinin olmadığı devirlerde bu iş çok zahmetli ve masraflıydı. Üstelik bu büyük zahmetin ve masrafın hiç bir getirisi de yokdu. Çünkü ne hayvan otlatılabilir o çimlerin üzerinde, ne kesilen çimler satılabilir.
Fakîr köylülere gelince. Onların, ne değerli topraklarını ve ne de zamanlarını çimlere harcayacak hâlleri yokdu. Çünkü toprak onlar için geçim sebebi idi. Buna mukâbil şatoların ve sarayların girişindeki bakımlı çim alanlar, bir statü sembolüydü. Yani "O kadar varlıklı ve güçlüyüm ki ve o kadar çok toprağım ve hizmetkârım var ki bunu yapabiliyorum" demekdi. Çim alan ne kadar bakımlı ve genişse ev sâhibi o kadar güçlü demekdi. Sonradan düzen değişince aristokratların ve kralların yerine gücü ele geçirenler, bu âdeti devâm etdirdiler. Bu yüzden parlamentolar, başkanlık sarayları ve diğer kamu binaları bakımlı çim alanlarla çevrilidir. İşte bu yüzden insanlar çimleri siyâsî ve ekonomik gücün ve sosyal statünün bir göstergesi olarak kabûl ediyor. Bu yüzden varlıklı kesim, özel mülklerinde hep çim alanlar olsun istiyor. Bunlara özenen orta sınıf da oturdukları sitelerde aynısını yapmaya çalışıyor. İşin en acıklı tarafı bunu şuursuzca yapıyor olmaları. Ezbere yaşamak dediğimiz şey bu işte.

Nefsi semirtmenin çim hali...
YanıtlaSil