Sayfalar

7 Ocak 2026 Çarşamba

Yıldız da Ağaç da Secdededir

Sûre-i Rahmân'ın baş tarafındaki "وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ" âyet-i celîlesine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu âyetdeki "necm" kelimesini müfessirlerin çoğu gövdesiz bitki yani ot diye tefsîr etmişlerdir. Halbuki Arapçada "necm" "doğan yıldız" demekdir, ot manâsı uzak manâsıdır. Arapların ota da bazen "necm" demelerinin sebebi yıldızın doğuşu ile otun arz üzerinde ortaya çıkması arasındaki benzerlik sebebiyledir. Müfessirleri bu kanaate sevkeden "necm"in "şecer"le birlikte zikredilmesidir. Malûm ya "şecer", ağaç demekdir. Sanki Allah yıldızla ağacı aynı âyetde zikredemezmiş gibi. Diğer bir sebebi, bir önceki âyetde güneş ile ayın birarada zikredilmesidir. Yani güneş ile ay gökdeki mahlûkatı temsîl etdiğine göre, ot ile ağaç da yeryüzündeki varlıkları temsîl ediyor diye düşünmüşlerdir. 

"وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ" ifâdesi hakîkaten pek belîğ bir ifâdedir. Burada gâyet özlü olarak ifâde edilen hakîkat, seriyyeden süreyyâya kadar bütün mahlûkâtın Hakk'a boyun eğmiş olduğudur. Biz de Türkçemizde "yerden göğe kadar tabirini kullanırız ya, tıpkı onun gibi, "şecer de necm de Allah'a secde ederler" demek, cümle mahlûkât Allah'a itâat eder, her şey ama her şey Allah'ın kahr u galebesi altındadır demekdir. Bir önceki âyetle beraber ele aldığımızda manâyı şöyle verebiliriz : "Güneş ve ay O'nun hükmü altındadır, hattâ yeryüzündeki bir ağaçdan milyarlarca ışık yılı ötedeki bir yıldıza kadar her şey de böyledir". Daha kısa ifâde etmek gerekirse, "Seriyyeden süreyyâya kadar her şey Allah'a boyun eğmişdir" diyebiliriz.

Burada başka bir incelik daha var. Kurân nâzil olduğu vakit, ne güneşin bir yıldız olduğu biliniyordu, ne de güneşden milyonlarca kat büyük yıldızlar olduğu. Kezâ bu yıldızlarla aramızdaki mesafenin güneşle dünyâ arasındaki mesâfenin milyonlarca katı olduğu da bilinmiyordu. Bugün ise biz biliyoruz ki kâinâtda sayılamayacak kadar yıldız var ve bunların çoğu güneşden kat kat büyük ve aramızdaki mesafe milyonlarca hattâ milyarlarca ışık yılı mesâfedir. Bu itibarla, bu âyet-i celîle, kâinâtın en karanlık ucundaki bizce meçhul dev bir yıldızın dahi Cenâb-ı Hakk'ın kahr u galebesi altında olmak bakımından yeryüzündeki bir ağaçdan yâhud incecik bir otdan, çalıdan farksız olduğunu ifâde etmekdedir. Bu ne büyük kudretdir, bu ne belîğ beyândır! Bu kudret karşısında, bu belâgat karşısında secdeye kapanmamak mümkün müdür?

1 yorum:

  1. Akledenlerden, tefekkür edenlerden olalım inşallah

    YanıtlaSil