Mürşid-i Azîzim Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki :
Bir şeyh diğer şeyde demiş ki,”Ben hacca gideceğim, senin dervîşlerinden genç çocuklar var, genç dervîşler var, benimkilerin hepsi ihtiyar” demiş, “yola dayanamazlar ve bana hizmet edemezler”. O vakit yayan gidiyorlar hacca. “genç dervîşlerinden bana bir dervîş ver, bana hizmet etsin”. “Peki” demiş şeyh arkadaşına, diğer dergâhdan bir dervîşi göndermiş. “Evlâdım, filanca dergâhın şeyhi hacca gidecek, ona seni refîk ediyorum, beraberce git, sakın şeyhin kalbini kırma, hizmetinde sakın tembellik yapma, kesâlet gösterme” demiş, “hizmet et efendiye” demiş. “Peki” demiş dervîş. O devirde zamânımızdaki gibi değil. Şimdi dervîşlik filan yok, ismi dervîş bizimkilerin. Gelmiş delikanlı, efendiyle beraber yola düşmüşler. Yolda giderken, ”Oğlum, senin ismin ne bakayım?” demiş. “Efendim Ahmed oğlu Mehmed” demiş. Bir daha efendi konuşmamış onunla. Hizmetine bakıyor, su getiriyor, ekmek alıyor filan. Gitmiş gelmişler. Efendisine mektûb yazmış, “Dervîşinde âfât-ı lisân var, kendisine ismin ne diye sordum, Mehmed diyeceği yerde Ahmed oğlu Mehmed dedi. Çok konuşuyor, bunun dilini kes” demiş.
Hakk rızâsın eyler isen ger taleb
Açma fermân-ı Hudâ'dan gayrı leb
Ger dilersen lutf-i Hayy ü Lâ-yemût
Ur dehânın üstüne mühr-i sükût

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder